AŞK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AŞK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2010 Pazartesi

dolu dolu haftasonu!

hayatımın en harika haftasonunu geçirdim desem abartmış olur muyum acaba?
Bu kadar güzellikten sonra yeni bir haftaya, alakasız bir dünyaya sert iniş ise bütün dengelerimi altüst etti!!Sanki hiç yaşamadım bu üç günü; rüya gördüm de kendim yaşadım zannettim bilemiyorum..

en acı olanı da harika geçirdiğin zamana bile sevinememek...Neden???

-çünkü canımmm zamanımız hiç bize yetemeden yine geri döndü..bir daha ne zaman görürüm o bile belli değil ve ben dağılmış durumdayım;pıtır pıtır dökülüyor parçalarım onu otobüse bindirdiğim andan beri..içimde bir sürü minyatür tuğçe var birbiriyle tartışan bense hangisinin dediğine bakayım şaşırıyorum.

bugün kadınlar günü evet

bugün 29.ay evet

ama gözleri dalıp giden bir ben var ki benden içeri..

Gelelim bu haftasonunun güzelliklerine;özetle:
CUMA:kavuşma heyecanı, terminalde saatlerce süren bekleyiş beklemekten öte kalp çarpıntısı veee ver elini KORDON, mis gibi kahvaltı keyfi; denize karşı izmir'e karşı cana karşı...sonra ise ani bir kararla SEFERİHİSAR-SIĞACIK-AKKUM cennet böyle bir yer herhalde diye düşünmeden edemiyor insan!
tam mutlu mesut dolaşırken baharın tam gaz gelmesinin etkisiyle alerjilerim yine kendini gösterdi ama inanır mısın günce kıpkırmızı kesilip günler boyu(hatta hala)hatır hatır kaşınmak umrumda bile değildi!akşam üstü,güneşin batmasına yakın köy kahvesinde yenen gözlemeler, körfezde güneşi batırmak, yüzlerce kare fotoğraf çekmek, sokaklarda elele dolaşmak,kediyle köpekle oynamak, köy ahalisiyle muhabbeti koyultmak, çocuklara gülümsemek, yakar topa yanan şahıslar olarak iştirak etmek, gece başbaşa canlı müzik....daha ne desem ki:)

CUMARTESİ:denize ve izmir'e tepeden bakarak başbaşa kahvaltı,varyanttan yürüyerek inme macerası ve ve oyuncak müzesi!!Çıldırdık oradaki oyuncakları gördükçe; değişik ülkelerden derlenen oyuncaklar ki çoğunluğu 1950-1960 yılları arasndan kalma,o kadar ince o kadar estetik ki onlar şimdikiler de oyuncak mı demeden edemiyor insan!gerçi ben yine şanslıyım dedemlerin evinde bir sandık odası vardır ve orda çogu şey saklanır özellikle manevi değeri olanlar,küçükken de dedemin annemin oyuncaklarıyla oynamışlığım çoktur ki aynılarını müzede de görüp çığlıkları basıverdim:))fotoğraf çekinmeler falan derken yine yürüye yürüye merkeze kadar indik senenin ilk çağlasını birlikte yedik denize karşı:)biraz serin olmasına rağmen yine de harika bir gündü canımızı sıkan tek şey o kadar özenerek gittiğimiz fasıldı..Hiç hoş değildi bilmiyorum mafya tipi adamlar falan etrafta sivri burun takım elbise kel kafa dolaşanlar derken verdiğimiz paraya yazıklar olsun deyip vestiyerde de ayrı kazıklanıp oradan kurtulduk!

PAZAR:biraz dinlenelim saat 10 gibi buluşalım demişti ozan ama tuğçe 7de hortlayıp da o saate kadar dayanır mı??ozan izmirde ve ben onu saat 10da göreceğim yooaak yaaa!:)))9olmadan ben geliyorum deyiverdim iyi ki de öyle yaptım hiç pişman değilim:)önce istanbula otobüs biletini aldık:( sonra da ÇEŞME!!
mevsim dışı olduğu için ne kadar sessiz ne kadar sakindi.Önce kalesi müzesi gezildi sonra da etrafı ama anlamadığımız bir şey ki yazın öyle akın akın insanın geldiği yer burası mı???belki hava kapalı olduğu için öyle hissettik ya da merkezinde bulunup başka bir yerine gitmediğimiz için gördüğümüz yer öyle geldi bilemiyorum.Her şeye rağmen Çeşme de gezilesi yerler arasında!Haliyle pazar günü içim yavaştan yavaştan ezilmeye başladı;biri gideceği zaman ya da ben sevdiklerimden ayrılacağım zaman hep olur bu içim ezilir,burulur, karnım ağrır, ateşim çıkar....

yolcu etmekse en zoru..Her zaman söz veriyorum yok ağlamayacağım bu sefer diye tabi ki yaş bu durur mu gözde???

İşte sevgili güncem bu da böylesi bir hafta sonuydu büyük mutluluklar küçük ayrılıklar barındıran gezgin ruhu yükselmiş macera ve huzuru nasıl olup da aynı anda yaşadığıma inanamadığım dolu bir haftasonu..Bittiğine üzülmemeli gün saymaya başlamalı der mantık tarafım artık.Şükür,buna da şükür hayatımda olduğunu bilmek,kalbinin benimle attığını bilmek bundan emin olmak bile ne büyük bir lütüf!O yüzden geçirdiğim günlere, gelebilmesine şükür...

                                                             AKKUM SAHİLİ


ÇEŞME SAHİLİ
SIĞACIK KALESİ
ÇEŞME
ÇEŞME
SIĞACIK BALIKÇI TEKNELERİ
SIĞACIK KÖRFEZİ

15 Şubat 2010 Pazartesi

AŞK

sevgililer günü yazımı erken yazmışım!gün asıl dışarı çıktıktan sonra başlıyormuş da benim haberim yokmuş!o da nasıl oluyor??aynen şöyle:

vakti zamanında biz ozanla konuşmuştuk sevgililer günü gibi bir şeyden hoşlanmadığımı, anlamsız geldiğini hatta kapital düzenin bir oyunu, para tuzağı olduğu gibi incileri dizi dizi dizmiştim!tabi böyle olunca öyle ahım şahım bir kutlama yapmadık(hala daha istemiyorum suyunu çıkarmayı).sözle kutlarız biz o kadar..

bu sene çok küçük bir armağanım vardı ona gönderdim, kutladım;ama kutlanmadım!

hediyemi çok beğeniyor çok çok teşekkür ediyor ama iki dudağının arasından kutlu olsun çıkmıyor da çıkmıyor!belli etmemeye çalışıyorum ama bozuluyorum tabi..

ben yurttan çıkmadan önce de konuşuyoruz 'ne gerek var bu saatte çıkmana biraz dinlen kitap falan oku öyle çık..' gibi bir şeyler söylüyor.İçimden 'Allaaaah diyorum kesin kargoda falan bi paket var onu beklememi istiyor:))'diyorum..

böyle böyle yarım saat geçiyor bir saat geçiyor iki saat geçiyor ne gelen var ne giden...sinir katsayım biraz daha artıyor her geçen an ve en sonunda beklemekten vazgeçiyorum çıkıyorum dışarı.kapris ise tavan!!tamam artık o gün benim için bitti zaten gereksiz bir gündü üstelik saçma bir şey sevgilinin sadece bir günü olması vs vs mantık tarafım bunları söylerken kalbim ter ter tepiniyor engel olamıyorum; bir kere sinirlendim ya...

vakıftan çıkmak üzereyken konuşuyoruz alsancağa git diyor hem gezersin açılırsın alışveriş yaparsın  falan diyor hepsini hı hı hı hı tekdüzesiyle cevaplıyorum...alsancağa gidiyorum bir mesaj ve bir adres;bir dükkan adresi..merak ediyorsan git diyor tabi ki bayan merak koştur koştur buluyor orayı....

bir çiçekçi....giriyorum içeri..bana bir şey varmış burda almam gereken diyorum...kucağımda kocaman bir demet...7 kırmızı gül yeşillikler içinde..ve bir kart;içi bende gizli....yanaklarım alev alev,ağzım kulaklarımda ama bir de bakıyorum yanaklarım ıpıslak....

bundan güzel bir hediye bir süpriz olamazdı sanırım....düşünmesi bile ne kadar hoş..üstelik taa istanbuldan bunu ayarlamaya çalışması..(erencm de sağolsun;ne varsa lise dostlarında var)

İYİ Kİ HAYATIMDA O VAR; İYİ Kİ AŞK VAR HAYATIMDA!

14 Şubat 2010 Pazar

sevgili haftasonu:)


dışarı çıkmadan önce bir kaç satır karalamak geldi içimden malum bugün sevgililer günü olduğundan fazlaca hassaslardayım ama mutsuz değilim ya da üzgün sadece inceden bir hüzün var işte;napalım buna da şükür:)))

sevgili haftasonum geldi de geçiyor bile işte bak yarın yine okul okul ders...bu arada bahsettiğim iş oldu ve cuma günü itibariyle av.burcu hanımın yanında çalışmaya başladım umarım benim için gayet iyi olur hem zamanım değerlenir hem bir şeyler öğrenmiş olurum:)

birazdan hazırlanıp dışarı çıkacağım bizim vakfa(eğitim gönüllüleri)bir uğramam lazım salı günü yeni etkinlik dönemi başlıyor bu dönem neler yapabilirim hangi açıdan daha çok faydam olur;çalışmaya da başladığım için standart derslere giremeyebilirim işte bütün bunları konuşacağız.hadi o zaman tuğçe hazırlanmaya:)))

hamiş:sevgililer günümüz kutlu mutlu ve huzurlu olsun efem:)

15 Ocak 2010 Cuma

life is life!


bunlar da nedir:))malum sevgili sevgilinin kalbine giden yol midesinden geçmiyor zira kalbi direk midesinde:)))bu poğacalar da benden ona gitti afiyetler oldu:))baş köşeye de esin yerleşti bkz foto:)))



eveeet sonraki postta yer alacağını söylediğim fotoğraflar yani çiçeklerimiz umutlarımız hem de en çok sevdiğimiz; kitaplarımızın bir kısmıyla birlikte:)

küçük bir dilek:kar yağsın,kırmızı beremi giyeyim, karın altında yürüyeyim!
şimdilik benden bu kadar!

geldi mi hepsi gelir!!!

herşey her zaman üstüste mi gelmek zorunda???


en azından benim için böyle..ne zaman kötü bir şey olsa onun ardı arkası kesilmez hepsi bir anda geliverir!içimdeki saçma sapan sıkıntıların da buna delalet olduğunu düşünmekteyim artık.neler olduğunu yazıp tekrar tekrar tekrar gün yüzüne çıkarmak istemiyorum zehrimi attım:çooook uzun zamandır ağlamadığım kadarını ağladım şu bir kaç günde..sis perdesi içinde dolaştım..ama artık yapılacak bir şey yok;içimi de hafiflettiğime göre artık açmamalı bu konuları.


dün NEŞEnin de dediği gibi kötü şeylere naapıyoruzzz:üstüne sünger çekip devam ediyoruz!!(artık gel neşem..sadece telefon yetmiyor ki..)


dün,daha fazla üzülmeme dayanamadığı için ozan tekrar geldi..onu da üzmek istemiyorum; hem onun için hem kendim için iyiyim artık(yoksa yavrum günlerini trenlerde geçirecek:D)bu arada esinimi görmek onunla vakit geçirmek yine çok güzeldi değil mi dost:))))


NOT:bazı şeylerden bir süre için bile olsa uzaklaşmak iyi oldu aslında arınmak gerek!!
(eklemek istediğim fotoğraflar var ama sonraki postta artık)

SON:çiçeklerimize bakıp tekrardan umutlanıyorum ozan!menekşemiz güllerimiz kış çiçeğimiz..bana güç veriyorlar dayanacağız biliyorum; iki sene ama, evet olacak!!

27 Aralık 2009 Pazar

yeni yıl yeni yıl yeni yıl:)))))

veeeee dün gece erken erken de olsa yurt partisi yaptık!!uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum saatlerce her telden dans dans dans:))))özellikle dünkü ceza 'cezası'ndan dolayı uğradığım hezimeti atlatmama yardımcı oldu zaten artık olan oldu yapacak birşey yok...

neyse kötü şeylerden bahsetmek yok!bugün o kadar güzel bir hava vardı ki izmirde nisan havası gibi:)))yanımda da DUYGUm da olunca saatlerce çene çalmaca havanın da kıymetini bilip yürümece!mutluyum!yurda gelip de ders çalışmaya başladıktan sonra burak aradı kartım gitmiş:))))ona da mutlu oldum!

AŞK zaten hep yanımda her an!İYİ Kİ O İYİ Kİ VAR!!VARLIĞINA ŞÜKÜR

18 Aralık 2009 Cuma

terapim:))

evet terapim yazmak.yıllar yılı sevgili günlük;diye başlayan sayfalar yazdım yazarak büyüdüm hala daha yazarak büyüyorum..
tam yazımı bitirmiş çıkıyordum ki aslında zaman içinde o kadar çok şey atlamışım onu fark ettim.bu aralar nedense sadece kötü birşeyler olduğunda ya da dayanılmaz kötü hissettiğimde bir kaç satır tıkırdatıyorum..aynı zamanda defterim de hep elimin altında olduğu için hemen oraya bir kaç cümle yazıp bırakıyorum..ama yok bu değil, böyle değil yazma zamanı geldi sanki:)
kasım ayı postlarımın içinde eğitim gönüllüleri vakfına başvurduğumu ve iki seminerim kaldığını yazmıştım.onları da tamamladım ve yaklaşık bir aydır resmen bir gönüllüyüm:)))üstelik 2 haftadır da bir etkinlik grubum var onlarla derse giriyorum ilköğretim 6.sınıflar ve ben de onlara matematik dersinde yardımcı oluyorum.çok kalabalık bir grup değil 8 kişiler;kübra zilan tevfik yiğit can gönül abdullah ve emine.çok sevimli çok iyi niyetli biraz fazlaca hareketliler:))))oyun oynamaya her zaman hazırlar ama ders sırasında kıpır kıpır kıpır mırıl mırıl mırıl:)))))))önümüzdeki hafta fotoğraflarımızı da koyarım:))ilk hafta tanışmak için öncelikle sözlü tanıtım yapma önerisi getirdim herkes önce kendini tanıttı daha sonra herkes kendine yaka kağıdı hazırlayıp göğsüne iliştirdi(amacım tamamen isimleri öğrenmekti birine adıyla hitap edebilmek çoook çoook önemli özellikle bıdıklar açısından:D)sonra ortak isteklerini sordum neleri isteriz neleri istemeyiz kendi kendilerine kurallarını oluşturdular bunu yapmaya yönlendirebildim onları çok mutluyum o yüzden:))ders sırasında da hemen hepsi katılım halindeler bu da iyiye işaret:))iki hafta daha birlikteyiz onlarla;aslında alıştım nasıl ayrılacağımı düşünüyorum....
tabii bu arada okul da tam gaz diyeceğim ama bugün bu dönemimin son günüydü önümüzdeki 2buçuk hafta hep sınav halindeyim.ama uzun zamandır çalışıyorum çoğu şeyi kolayladım sadece son hafta sınavları ve en ayrıntı noktalarım kaldı onları da hayırlısıyla hallederim diye umuyorum..
izmir'in meşhuuur havası da sağolsun hep yağmur yağmur ve yağmur(hatta şu an itibariyle dolu bile diyebilirim)...yağmurun sevimliliği benim için ilk 1 saattir sonrası bunaltır içimi karartır melankolik olurum ay hiç sevmem:)))güneş olacak şöyle bi kıpır kıpır rengarenk her yer(teorik olarak 3 ay kaldı):)))düşüncesi bile içimi açtı:)

yılbaşı yaklaşıyor ama bu sene sanırım sınav stresinden günde 3 saat uykuya talim etmekten yılbaşı havasına giremedim üstüne de AŞK'la yaptığımız planın bozulması bütün hayallerin suya düşmesi,özlem hiç dinmeyen...
ama bu sefer de süprizim var kardeşime:))şimdi şöyle oluyor ki ayın 23ü oğuz'un doğum günü yılbaşını da dedemlerde geçirecek bende ona tamamen süpriz yapıp bursaya gideceğim ve hem doğum gününü böyle kutlamış olacağım hem de yılbaşında benimle olacak annemlerden ayrı ilk yılbaşını geçirecek çünkü o yüzden morali bozuktu ama şimdi çok şaşıracak:))uygun bi hediye arayışındayım şu aralar bakalım en beklenmedik anda denk gelir belki:)))
işte havadisler şimdilik bunlar kitaplar üstüme üstüme gelmeden ben onlara doğru yol alsam iyi olcak..
HAMİŞ:ozanla nostajiye olan tutkumuz sürekli artıyor:)))
hiç bu çağa ait hissedemedik ki kendimizi en başından beri..herşeyin daha zevkli daha ince daha kibar olduğu dönemler,benim deyimimle 'dantel dönemler'de yaşamalıydık:)))ama alternatif çözüm her zaman için var; geçmişe gidemiyorsan onu bu güne getir:))))sevdik bunu çok:)))

4 Kasım 2009 Çarşamba

yağmurlu bir gün ve çalışmak çalışmak çalışmak....
havanın biraz olsun ısınmasına vesile olduğu için sırılsıklam olmama ve dikkatsiz sürücüler yüzünden her yerimin çamur olmasına rağmen sevdim bu yağmuru:))))
kısa ama yoğun geçen okul saatimin ardından şimdi çalışmaya başlamalıyım;bir şikayetim yok severim ben çalışmayı üretmeyi emek harcamayı ve sonucunu almayı üstelik gönlüm alınıp keyfim de yerine geldikten sonra:)
programım sebebiyle salı günü bitti mi hafta da bitti demektir benim için ve içimdeki bu hafifliği yaşamayı çok seviyorum haftanın geri kalan günleri bana ait olduğu için keyif aldığım uğraşlarımla vakit geçirdiğim için de rahat bir sene geçiriyorum Allah bozmasın:)))

bu arada ozan'ın hediyesi Sabahattin Ali-DEĞİRMENLER kitabı en sevdiklerim arasına girdi.çok çarpıcı öyküler var.AŞK işte bilir sevdiğinin zevkini,tekrar teşekkürler:)))